ESKİŞEHİR AVUKAT ve HUKUK KONULARI HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ

Sıkça Sorulan Sorular

Ülkemiz hukuk kurallarına göre, kişilerin davalarında avukat tutma zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak bazı istisnai durumlarda, bu zorunluluk ortadan kalkabilir. Bu durumlar;

  • Adli ve idari mahkemelerde görülen bir davada, davalı ya da davacı konumundaysanız, 
  • Ceza mahkemelerinde görülen bir davada, sanık ya da katılan vasfıyla bulunuyorsanız,
  • İcra dairelerinde yapılan bir işlemde, alacaklı ya da borçlu sıfatıyla bulunuyorsanız gerçekleştirilecek işlemlerde avukat tutma zorunluluğunuz ortadan kalkar. 

Çeşitli durumlarda avukat tutma zorunluluğu bulunmamakla birlikte, sizi mahkemede alanında uzman bir avukatın temsil etmesi kanunlar önünde herhangi bir hak kaybı yaşanmaması açısından oldukça önemlidir. Avukatlar; farklı hukuk dallarında özel eğitim görmüş kişilerdir. Bu anlamda temsil yetenekleri bulunur ve sizi en iyi şekilde temsil edebilirler.

Avukatlar, mesleki nitelik bakımından serbest meslek sınıfı içerisinde değerlendirilmektedirler. Vergi kanununda da ifade edilen serbest meslek tanımlamasında, işin nitelik ve nicelik bakımından, meslek erbaplarının dinamiklerine göre şekillendiği net bir biçimde tanımlanmaktadır. Yine bu tanıma göre avukatlar, çalışma saati, çalışma ücreti ve herhangi bir işverene bağlı olmaksızın tamamen kendi yetki ve inisiyatifleri ile hizmet vermektedirler. 

Avukatlık mesleği icra edilirken bağlı olunan ve denetleme görevi üstlenen kuruluşlar da söz konusudur. Ancak avukat, vereceği hizmet için biçtiği paha konusunda avukatlık asgari ücret tarifesi çerçevesinde serbesttir. Bu anlamda, alacağınız hizmete göre avukatlık fiyatı belirlemesi de değişkenlik gösterecektir. Hizmet almadan önce ödemeye dair avukat ile sözleşme yapılabilir. Eğer hizmet öncesinde bir sözleşme söz konusu olmamışsa, avukatlık asgari ücret tarifesinden de destek alınabilmektedir. 

Dava dilekçesi; dava süreci öncesinde, davaya konu olan olaya ve davacı olunan tarafa ilişkin detayların net ve resmi bir biçimde yazılı olarak ifade edildiği evrak niteliğindeki belgelerdir. Dava dilekçesi yazılırken belli başlı kurallar dâhilinde hazırlanmalıdır. Aksi takdirde, yanlış olarak hazırlanan bir dava dilekçesi davanın seyrini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. 

  • Dava dilekçesi, gereğinden fazla uzun ya da çok kısa olarak hazırlanmamalıdır.
  • Dilekçede kullanılan anlatım dili resmi ve sade olmalıdır. 
  • Konu ile ilişkisi olmayan ve gereksiz detay olarak ifade edilebilecek noktalara yer verilmemelidir.
  • Mahkemeye sunacağınız deliller varsa, ek olarak sunacağınız belgeler bulunuyorsa bunlar madde halinde dilekçede belirtilmeli ve bu delil ve evraklar liste halinde ve sıra numarası ile yazılmadır. 
  • Dilekçede,  davalı ve davacının kişisel bilgileri, davayı görecek mahkemenin adı, davayı açma nedeni gibi detay bilgiler de yer almalıdır. 

Evlilik için gereken evlilik yaşı, YTMK’ nın 124. maddesiyle, kadın ve erkek için eşitlenmiştir. Genç kızlar ve erkekler 17 yaşını doldurmadıkça evlenemez. Eski Türk Medeni Kanununda bu yaş genç kızlar için 15 yaşını doldurması yeterli oluyordu. Yeni medeni kanunu ile bu yaş 17 yaşına çıkarıldı. 

Özel durumlarda ise, YTMK’ nın mahkeme kararı ile 16 yaşına indirilebiliyor. Bu durumlarda ebeveynlerin mahkeme yoluyla hakimden onay alınması gerekir. Mahkemede hakim, ebeveyn ve evlenecek kişi kim ise onu dinler. Olumlu bulması durumunda Resmi nikahın önünü açabiliyor. YTMK 128. maddesi olan bu madde ile kız kaçırma gibi olası durumları belli ölçüde engellemek için konulmuştur.

Akrabalar arasında gerçekleşen evlilikler, belli durumlarda YTMK tarafından yasaklanmıştır.  YTMK tarafından şu kişiler arasında evlilikler geçerli değildir;

  • Üstsoy ile altsoy arasında evlilik yapılamaz. Üst soy dediğimiz şey; anne ve babalar, alt soy ise çocuklar ve onların çocuklarıdır. Kardeşlerin evlenebilmesi de yasaktır. 
  • Yalnızca anne ya da babaları bir olan kardeşlerin evliliği de yasaktır. 
  • Ayrıca kişiler; teyze, amca, dayı, hala gibi üçüncü dereceden akrabalığı olan kişilerle evlenemez. 
  • Kayın hısımlığı bulunan kişilerin üst ve alt soyu ile olabilecek evliliği yasaktır. Kayın hısımlığı denilen durum, ölüm yada boşanma ile sona ermez. Ömür boyu devam eder.
  • Evlat edilen kişi ile evlatlık olan kişi arasında evlilik yasaktır. Kişiler yine bu durumda, üstsoy ve altsoyları ile de evlenemez.

Kadınlar boşandıktan sonra evlenememe süresi, iddet de denilen süredir. YTMK’ na göre boşanma kesinleştikten sonra, 300 gün süre kadının iddet süresi vardır. Kadınlar iddet süresince evlenemez. İddet süresi, yalnızca iki durum söz konusu olduğunda hakim kararı ile kaldırılabilir. Birinci durum; kadının hamile olmadığını hakime ispatlaması halinde, iddet süresi kaldırılarak evlenmesi mümkün olabilir. İkinci durum ise ; kadının son boşandığı kocası ile tekrar evlenmek istemesi durumunda hakim kararı ile iddet süresi kaldırılabilmesi durumudur. Yurt dışı kanunlarına göre boşanan kadının, kanunların Türkiye tarafından tanınması halinde yurt dışında boşandığı tarihten itibaren iddet süresi başlatılır.

Kandırılarak evlenen kişilerin evliliğinin iptali, mahkeme kararı ile mümkün olabilir. Kandırılarak durumu ile evlenme, evliliğin iptali ile ilgili nispi butlan sebepleri arasındadır. Kandırılarak evlendirilmenin nedeni kişinin kendi özellikleri ya da diğer durumlarda karşısındakini kandırması durumudur. Böyle bir durum söz konusu olduğunda kandırıldığını düşünen eş ya da eşin avukatı evliliğin iptali için dava açabilir. Kandırıldığı gerekçesi ile dava açacak kişinin, en az 6 ay en fazla 5 yıl süre içerisinde evlilik iptali için mahkemeye başvurmalıdır. Mahkemede hakimin söz konusu durumu incelemesi durumunda evliliğin iptaline karar verebilir. Bunun yanı sıra, hakim evliliğin iptalini reddederse davanın boşanma davasına dönüştürülmesi de mümkündür.

Korkutularak gerçekleşen evliliklerin geçerliliği, bulunmaktadır. Ancak YTMK ‘nın 121. maddesi gereğince, kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı, onuru veya namusu ile ilgili durumlar ya da daha ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilmiş kişiler, evliliğin iptali için başvuru yapabilir. Evliliğin iptali için, eş veya eşin avukatı mahkemeye başvuru yapabilir.

 Evlilik, hakimin delilleri yeterli bulması durumunda iptal edilebilir. Evliliğin iptal edilmesi durumunda, mahkeme kararı ile Nüfus Müdürlüğü’ nde kayıt yeniden düzenlenir. Ancak mahkemede hakimin delilleri yetersiz bulması durumunda evliliğin iptali durumu söz konusu olmaz. Bu durumda evliliğin iptali davası iptal edilerek, çiftin boşanma davasına çevrilebilir.

Zina nedeniyle boşanma şartları, 3 tanedir. Bu şartlar şu şekildedir;

  • Evli olmak : Zinanın boşanma nedeni sayılabilmesi için, zina eden taraf ile aldatıldığını iddia eden kişinin evli olmaları gerekir. Ayrıca; bir çiftin boşanma davaları sürüyorken, taraflardan birinin eşini fiilen aldatması da zina ile boşanma şartları arasındadır.
  • Karşı cins ile birliktelik : Zina işe boşanma davasının açılabilmesi için, eşlerden birinin başkası ile cinsel ilişkide bulunması gerekir. Cinsel ilişki dışındaki durumlar, zina nedeni olarak sayılmaz.
  • Kusur Şartı: Diğer bir şart ise, kişinin zina fiilini isteyerek gerçekleştirmiş olmasıdır. Tecavüze uğramak ya da bunun gibi durumlar zina sayılmaz.

Bu şartların olması durumunda, kişi zina ile boşanma davası açabilir. Boşanma yalnızca aldatılma olarak açılabileceği gibi aldatılmanın özel sebebi ve diğer sebepler öne sürülerek de dava açılabilir. Hakim, dava da delilleri göz önünde bulundurarak zina yüzünden tarafların boşanmasına karar verebilir. Hakim, delilleri yeterli bulmazsa, zina nedeniyle boşanmaya değil, diğer boşanma sebepleri göz önünde bulundurularak tarafların boşanmasına karar verebilir. Zina nedeniyle boşanma için durum olduktan sonra en az 6 ay en fazla 5 yıl süre içerisinde boşanma davası açılmalıdır.

Hayata kast nedeniyle boşanma davası açılabilir. Eşlerden birinin diğerini öldürme amacı gütmesi, öldürmeye yönelik hareketlerde bulunması, eşi intihara yöneltmek, eşin ölümüne seyirci kalmak gibi durumlar hayata kast etmeye giren unsurlardır. YTMK’ nın 162. maddesine göre, hayata kast etmek boşanma nedeni olarak sayılmaktadır. Taraflardan biri bu durumları iddia ederek boşanma talebinde bulunabilir. Boşanma talebinde bulunan kişi; yalnızca hayata kast nedeniyle dava açabileceği gibi, bu durumun yanı sıra diğer durumları da neden olarak göstererek dava açabilir. Hakim hayata kastı ispatlayan delilleri geçerli bulması durumunda boşanmanın gerçekleşmesi kararı verebilir. Ancak, delilleri yeterli bulmazsa diğer nedenleri göz önünde bulundurarak tarafların boşanması kararı da verebilir. Hayata kast durumu söz konusu olduğunda en az 6 ay en fazla 5 yıl süre içerisinde dava açılmalıdır.

Eşlerden birinin suç işlenmesi halinde boşanma, nisbi ve kusura dayalı bir neden olduğu için mümkündür. YTMK’ nun 163. maddesine göre, eşlerden birinin küçük düşürücü suç işlemesi durumunda diğer eş onunla yaşamak istemediği için boşanma davası açabilir. Küçük düşürücü suçlar ;zimmet, ihtilas, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, hileli iflas gibi durumlardır. 

Bu durumlar söz konusu olduğunda eş, boşanma için dava açabilir. Bu davanın açılabilmesi için;  yüz kızartıcı suçun bulunması ve diğer eş için ortak hayatın çekilmez hale gelmiş olması şarttır. Aile mahkemesi iddianın gerçek olup olmadığını tespit eder. Hakim, olayın gerçek olması durumunda boşanmayı onaylayabilir. Ancak suç işleme davasında suç ispatlanamazsa, diğer durumlar göz önünde bulundurularak boşanma kararı verilemez.

Başa dön